Uzun süre oturmak ve kanser: 30 dakikalık aralar neden ölüm riskini artırıyor?

Guardian'da bu hafta aktarılan yeni bir araştırma, 30 dakikadan uzun kesintisiz oturma sürelerini kanserden ölme riskinin artmasıyla ilişkilendiriyor ve hareketsiz yaşamın sağlık etkileri üzerine büyüyen literatüre yeni bir katkı sunuyor. Bulgu, bir kişinin oturma süresini nasıl biriktirdiğinin — uzun, kesintisiz bloklar halinde mi yoksa sık sık kısa aralarla mı — günde toplam kaç saat oturulduğu kadar önemli olabileceğini gösteriyor.
Guardian'ın araştırmayı aktardığı biçimiyle, bilim insanları katılımcıların ne kadar oturduğunu ve daha da önemlisi bu sürenin kesintisiz bloklar halinde mi geçtiğini yoksa düzenli olarak hareketle mi bölündüğünü izledi. Uzun ve kesintisiz sürelerle oturanlarda, genel aktivite düzeyleri hesaba katıldığında bile, oturmalarını daha sık bölenlere göre ölçülebilir biçimde daha yüksek bir kanser kaynaklı ölüm oranı görüldü.
Araştırmacıların çizdiği temel ayrım, toplam hareketsiz süre ile bu sürenin dağılımı arasında. İki kişi günde aynı sayıda saat oturabilir, ancak her yarım saatte bir kalkıp yürüyen, esneyen veya ayağa kalkan kişi, saatlerce hiç kalkmadan oturana göre daha düşük bir riskle karşı karşıya görünüyor. Bu, sadece daha çok hareket etmeye yönelik bilindik tavsiyenin ince ama muhtemelen önemli bir uzantısı.
Araştırmacıların sunduğu biyolojik gerekçe, uzun hareketsizlik dönemlerinde vücutta olup bitene odaklanıyor. Büyük kaslar hareketsiz kaldığında, vücudun kan şekerini ve yağları işleme biçimi değişebiliyor ve iltihap belirteçleri yükselebiliyor. Bilim insanları, yıllar içinde tekrarlanan bu metabolik değişikliklerin bazı kanserlerin gelişmesini veya ilerlemesini kolaylaştıran koşullar yaratabileceğini varsayıyor; ancak kesin mekanizmalar hâlâ araştırılıyor.
Bulguların ışığında, Guardian'ın alıntıladığı araştırmacılar, oturmayı yaklaşık her 30 dakikada bir kısa bir hareketle bölmeyi öneriyor: ayağa kalkmak, su almaya yürümek veya birkaç adım atmak. Tarif ettikleri müdahale mütevazı: bir antrenman değil, modern masa başı ve ekran ağırlıklı yaşamın çoğuna damgasını vuran hareketsizliğe düzenli bir ara vermek.
Araştırma, hareketsiz yaşamı daha kötü sağlıkla ilişkilendiren daha geniş ve yerleşik bir literatürün içinde yer alıyor. Uzun süre oturmak daha önce kalp-damar hastalıkları ve tip 2 diyabet riskinin artmasıyla ilişkilendirilmişti ve birçok ülkedeki halk sağlığı kuruluşları zaten düzenli hareket araları öneriyor. Yeni çalışma, bu endişeyi özellikle kanser kaynaklı ölümlere ve oturmanın toplam süresinden çok ritmine taşıyor.
Önemli çekinceler de var. Bu tür araştırmalar genellikle gözlemseldir; yani bir ilişki tespit edebilir ama uzun süre oturmanın doğrudan kanser ölümlerine yol açtığını tek başına kanıtlayamaz. Beslenme, sigara, vücut ağırlığı ve genel kondisyon gibi etkenler hem kişinin ne kadar oturduğunu hem de kanser riskini etkileyebilir; araştırmacılar bunları hesaba katmaya çalışsa da artık karıştırıcı etkenler her zaman olasıdır.
Bulguya göre hareket etmek isteyen okurlar için pratik çıkarımlar basit ve düşük maliyetli. Her yarım saatte bir kalkmak için bir zamanlayıcı veya telefon hatırlatıcısı kurmak, telefon görüşmelerini ayakta yapmak, mümkünse otur-kalk masası kullanmak ve iş gününe kısa yürüyüşler eklemek, araştırmacıların önerileriyle uyumlu. Hiçbiri ekipman veya spor salonu üyeliği gerektirmiyor.
Uzun ve kesintisiz oturmaya en çok maruz kalanlar genellikle ofis çalışanları, uzun yol şoförleri ve günü bir ekran etrafında örgütlenen herkesle birlikte, uzun süre oturarak vakit geçirebilen yaşlı yetişkinler. Araştırmaya göre özellikle bu gruplar için düzenli olarak ayağa kalkma alışkanlığı, bir ömür boyunca değeri beklenenden büyük olan basit bir kaldıraç olabilir.
Guardian'da alıntılanan araştırmacıların çerçevelediği biçimiyle özet şu: Oturmak eşsiz biçimde tehlikeli değil, ancak uzun ve kesintisiz süreler önlenebilir bir risk taşıyor gibi görünüyor. Hareketsiz süreyi bölmek, egzersiz, beslenme ve sigara içmeme konusundaki yerleşik tavsiyelerin yerini alan değil, onları tamamlayan ulaşılabilir bir değişiklik olarak sunuluyor.
Bunları da okuyun

Whey proteini ve 'proteinmaxxing': bir süt yan ürünü nasıl patlama yaptı?
Bir zamanlar peynir yapımının atık ürünü olan whey, bugün Guardian'ın 'proteinmaxxing' dediği küresel bir protein çılgınlığının yıldızı. Bu açıklayıcı yazı, whey proteininin ne olduğuna, insanların gerçekte ne kadar proteine ihtiyaç duyduğuna ve bilimin bu akım hakkında ne söylediğine bakıyor.

KRAS akciğer kanseri: Roche'un ilacı yeni bir tedavi standardı belirliyor, STAT bildiriyor
STAT News'e göre Roche'un bir ilacı, KRAS adı verilen gendeki mutasyonların yol açtığı akciğer kanserinin tedavisinde yeni bir standart belirledi. KRAS uzun süre ilaçla hedeflenemez sayıldığı için, mevcut seçenekleri geliştiren bir tedavi, tedavisi zor bir kanser açısından önemli bir adım.

Hantavirus nedir? Bir gemideki salgının arkasındaki kemirgen kaynaklı hastalık
Dünya Sağlık Örgütü, bir gemiyle bağlantılı hantavirus salgınının artık sona erdiğini açıkladı; BBC böyle bildiriyor. Hantaviruslar, esas olarak kemirgenlerle yayılan bir virüs grubu ve insan enfeksiyonları nadir olsa da bazı biçimleri ciddi akciğer veya böbrek hastalığına yol açabiliyor.

Alzheimer beyinde nasıl yayılıyor: bilim insanları ne buldu?
Bilim insanları, Alzheimer hastalığının beynin bir bölgesinden diğerine nasıl yayıldığını belirlemiş olabileceklerini söylüyor; bu, araştırmacıları uzun süredir uğraştıran bir soru. Hastalığın izlediği yolu anlamak, belirtiler yerleşmeden önce onu yavaşlatmanın yeni yollarını açabilir.

Statin yan etkileri: yeni bir hesaplama aracı gerçek riskinizi nasıl ölçüyor?
Araştırmacılar, bildirilen statin yan etkilerinin ne kadarının gerçekten ilaçtan kaynaklandığını hastaların ve doktorların değerlendirmesine yardımcı olacak bir hesaplama aracı geliştirdi. Araç, gerçek ilaç etkilerini zaten ortaya çıkacak belirtilerden ayırmayı ve kanıtlanmış bir kalp ilacını bırakan kişi sayısını azaltmayı amaçlıyor.