Sıcakta uyuyamıyor musunuz? Gecenizi kurtaracak 8 pratik ipucu

Sıcak bir gecede saatlerce dönüp durmak yalnızca can sıkıcı değil, aynı zamanda fizyolojik bir engel de barındırıyor: vücudumuzun derin uykuya geçmesi için çekirdek vücut sıcaklığının hafifçe düşmesi gerekiyor. Oda sıcaklığı bu düşüşü engellediğinde, uyku bölünüyor ve derin, onarıcı evreler kısalıyor.
Uyku bilimciler, sıcak gecelerde uykuyu korumanın anahtarının, evin fazla ısınmasını daha en baştan önlemek olduğunu söylüyor. İşte uzmanların önerdiği sekiz pratik yöntem:
1. Güneş doğduğu andan itibaren panjurları ve perdeleri kapatın. Güneş ışığının doğrudan içeri girmesine izin vermek, bir odayı saatler içinde birkaç derece ısıtabilir; bu ısı gece boyunca duvarlarda ve mobilyalarda kalır.
2. Dışarısı serinlediğinde — genellikle gece geç saatlerde ya da sabahın erken saatlerinde — pencereleri açarak evi havalandırın. Çapraz havalandırma, iç mekândaki sıcak havayı dışarıdaki serin havayla değiştirmenin en etkili yollarından biri.
3. Günün en sıcak saatlerinde fırın, kurutma makinesi ya da ütü gibi ısı üreten cihazları kullanmaktan kaçının. Bu cihazlar, klima kullanmasanız bile evin iç sıcaklığını belirgin biçimde yükseltebilir.
4. Mümkünse evin en serin odasına, genellikle en alt kattaki ya da doğrudan güneş almayan odaya taşının. Sıcak hava yükseldiği için üst kat odaları genellikle daha sıcak kalıyor.
5. Ağır, sentetik nevresimler yerine pamuk ya da keten gibi hafif, nefes alan kumaşlar seçin. Bu malzemeler teri emiyor ve vücudun ısı kaybetmesine izin veriyor.
6. Vantilatörleri stratejik biçimde kullanın — bir vantilatörü açık pencereye doğru yerleştirmek dışarıdaki serin havayı içeri çekebilir, yatağın yakınına yönlendirilen bir vantilatör ise terin buharlaşmasını hızlandırarak serinletici bir etki yaratabilir.
7. Buz paketlerini ya da soğuk kompresleri, doğrudan cilde değil bir havluya sarılı biçimde bilek, boyun ya da ayak bileği gibi nabız noktalarına uygulayın; bu, cildi tahriş etmeden vücudu hızla serinletebilir.
8. Yatmadan önce ılık — buz gibi soğuk değil — bir duş alın. Vücut, duştan sonra buharlaşan nemle serinlerken, çekirdek sıcaklığın doğal düşüşünü de destekler; bu da uykuya dalmayı kolaylaştırır.
Uzmanlar, bu önlemlerin hiçbirinin klima kadar etkili olmayacağını, ancak klimaya erişimi olmayan ya da enerji maliyetlerini sınırlamak isteyen kişiler için sıcak gecelerin etkisini önemli ölçüde azaltabileceğini vurguluyor. En önemlisi, bu yöntemleri gece geç vakit değil, gün daha serinken uygulamaya başlamak — çünkü bir odayı önceden serin tutmak, zaten ısınmış bir odayı sonradan soğutmaktan çok daha kolay.
Bunları da okuyun

ABD kan tedariki: Kızılhaç neden ulusal kriz ilan etti?
Amerikan Kızılhaçı, 29 Temmuz'da yalnızca ikinci kez ulusal kan tedariki krizi ilan etti; O Rh pozitif kan stokları bir günden az seviyeye düştü. Kurum, bağış oranlarının dört yılın en düşük yaz seviyesine gerilediğini, aşırı sıcakların ve gıda kaynaklı hastalıkların bağışçıları uzak tuttuğunu belirtiyor.

Kongo'da Ebola: Salgın rekora yaklaşırken aşı hâlâ aylar uzakta
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Bundibugyo virüsünün neden olduğu Ebola salgını, kayıtlardaki en büyük ikinci salgın olma sınırına yaklaştı. İlk deneysel aşı 27 Temmuz'da bir gönüllüye uygulandı, ancak yaygın kullanıma hazır bir aşı aylar uzakta duruyor çünkü mevcut lisanslı Ebola aşıları bu virüs türünü kapsamıyor.

Günlük multivitamin yaşlıların bağımsızlığını korumasına yardım edebilir mi?
Üç yıl süren bir denemede, günlük multivitamin kullanan yaşlılar, plasebo alanlara kıyasla günlük yaşam aktiviteleri için gereken güç ve dayanıklılığı daha iyi korudu. Bulgular henüz hakem denetiminden geçmedi, ama beslenme takviyesi tartışmasına yeni bir boyut ekliyor.

Aralıklı oruç yaşlanan beyni koruyor mu? Yeni bir deneyin bulguları
Küçük ölçekli altı aylık bir deneyde, yemeklerini günde 8-9 saatlik bir pencereye sıkıştıran yaşlı kadınlar, planlama ve problem çözme testlerinde daha iyi performans gösterdi - kilo kaybı her iki grupta da benzer olmasına rağmen. Bulgular, ne zaman yediğimizin de en az ne kadar yediğimiz kadar önemli olabileceğine işaret ediyor.

Trafik gürültüsü ve Parkinson: 3 milyon kişilik bir araştırma ne buldu?
Danimarka'da 3 milyondan fazla kişiyi 18 yıl boyunca izleyen çığır açan bir araştırma, trafik gürültüsü ile Parkinson hastalığı riski arasında tutarlı bir bağlantı buldu. İşte bulgular ve bunların gürültü kirliliğine bakışımızı neden değiştirmesi gerektiği.