Washington'daki John Ericsson Anıtı: Vida pervaneyi icat eden mühendisin gizli abidesi

Washington D.C.'deki National Mall'un birçok abidesi her gün milyonlarca ziyaretçi tarafından gezilir; ancak Lincoln Anıtı'nın hemen güneyinde, Potomac Nehri'nin kıyısına yakın gizlenmiş John Ericsson Anıtı, ulusal başkentin en az ziyaret edilen tarihi yerlerinden birini oluşturuyor. Atlas Obscura'nın bu önemli yer kaydı, abidenin görünüşte mütevazı statüsünün ardındaki tarihsel önemi vurguluyor: anıtın adandığı kişi, 19. yüzyılın en etkili mühendislerinden biri olan İsveç asıllı bilim insanı John Ericsson'du.
Ericsson, 1803'te İsveç'in Långbanshyttan adlı küçük kasabasında doğdu. Erken yaşta makine ve mühendislik konularına olan yeteneği fark edildi. 13 yaşında İsveç ordusunda mühendis olarak çalışmaya başladı ve 23 yaşına geldiğinde topçu birliği üsteğmeniydi. Atlas Obscura'nın notlarına göre, Ericsson'un bu erken dönem aşamasındaki yetenekleri, sonraki kariyerini şekillendirecek temel deneyimleri oluşturdu.
Ericsson'un en önemli erken icadı, vida pervane ya da 'screw propellor' olarak bilinen sistemdi. Bu icat, geleneksel yan tekerlek sistemlerinin yerini alacak ve gemilerin daha hızlı, daha verimli ve daha sağlam hale gelmesini sağlayacaktı. Vida pervanenin denizcilik tarihindeki önemi büyük: bugünün ticari gemilerinin ve savaş gemilerinin neredeyse tümü hala bu temel ilkeyi kullanır. Atlas'ın kaydı, Ericsson'un bu icadın patentini 1836'da İngiltere'de aldığını belirtiyor.
İngiltere'de hak ettiği desteği görmediği için Ericsson 1839'da Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti. New York'a yerleşti ve burada ABD donanması ile çalışma fırsatları aradı. Atlas Obscura'nın notlarına göre, ABD onun teknik yeniliklerine daha açık bir entelektüel ortam sağladı. Donanma için tasarladığı ilk büyük proje, vida pervane teknolojisini kullanan U.S.S. Princeton oldu. 1843'te denize indirilen Princeton, dönemin en gelişmiş savaş gemisiydi ve donanma stratejisini yeniden tanımladı.
Ancak Ericsson'un Amerika tarihindeki en önemli katkısı İç Savaş döneminde ortaya çıkacaktı. Atlas Obscura'nın aktarımına göre, 1861'de Konfederasyon donanması Norfolk'taki kuru havuzdan zırhlı savaş gemisi olarak yeniden inşa edilen U.S.S. Merrimack'i (yeni adıyla CSS Virginia) görevlendirdiğinde, Birlik donanması (Union) karşı bir çözüm aradı. Ericsson'un teklif ettiği U.S.S. Monitor, geleneksel ahşap savaş gemisinden tamamen farklı bir konsepte sahipti: zırhlı bir gövde, tek bir dönen taret ve düşük profilli bir tasarım.
U.S.S. Monitor ile CSS Virginia, 8-9 Mart 1862'de Hampton Roads'taki tarihi muharebede karşı karşıya geldi. Bu çarpışma, modern denizcilik tarihinde dönüm noktası olarak kabul edilir: iki zırhlı savaş gemisinin ilk büyük çatışması, ahşap gemiler dönemini sona erdirdi. Atlas Obscura'nın kaydı, Ericsson'un çarpışmadan önce sadece 100 günlük bir sürede Monitor'ü tamamlattığı ve gemiye girmenin son aşamalarında bir el yazmasıyla son kalibre ayarlarını yaptığı detayını vurguluyor.
Monitor'ün başarısı, sadece bu özel muharebe değildi. Bu gemi, daha sonra denizcilikte dönen taret konseptinin standart hale gelmesine ve zırhlı gemilerin (battleship) yaşam döngüsünün başlamasına yol açtı. 20. yüzyıl boyunca denizcilik teknolojisinin temellerinin bir bölümü Ericsson'un tasarım ilkelerine kadar uzanır. Atlas'ın notlarına göre, Theodore Roosevelt başkanlığı döneminde Ericsson 'modern Amerikan donanmasının babası' olarak nitelendirildi.
Ericsson hayatı boyunca Amerikan vatandaşlığını almadı; İsveç pasaportuyla yaşadı ve 1889'da New York'ta vefat etti. Mezarı, vasiyeti üzerine İsveç'in Filipstad şehrine taşındı. Washington'daki anıt, ABD Kongresi tarafından 1924'te onaylanan bir kararla başkanlık dönemindeki Calvin Coolidge tarafından 1926'da resmi olarak adandı. Anıt heykelinin tasarımcısı James Earle Fraser, Atlantik genelinde tanınan bir Amerikan heykeltıraşıydı.
Anıt, ana figür Ericsson'un oturmuş bir pozisyonda Norse mitolojisindeki tanrılar Vision, Adventure ve Labour'a eşlik etmesini içerir. Bu üç temsil, Ericsson'un mühendislik kariyerinde gözlemlenen üç temel niteliği yansıtır. Anıt, 'Memorial to John Ericsson, who has Made the Stone Float and the Iron Swim' yazısıyla taşınır — Ericsson'un teknolojik başarısına yapılan zarif bir gönderme. Atlas'ın kaydına göre, anıtın kaidesi gri granit, üstü ise bronzdan dökmedir.
Atlas Obscura'nın yaptığı gibi, John Ericsson Anıtı National Mall'un en az ziyaret edilen ama belki de en eğitici durumda olan tarih yerlerinden biridir. Lincoln'ün siyasi liderliği kadar Ericsson'un teknolojik buluşları da Birlik'in İç Savaş'ı kazanmasında önemli rol oynadı. Anıtın günümüzde gerek tarih hayranları gerek Washington'a yapılan ziyaretler için keşfedilmeyi bekleyen sessiz bir buluşma noktası olduğunu Atlas vurguladı. Anıt, Tidal Basin'in batı kıyısında, Lincoln Anıtı'ndan yürüyerek yaklaşık 10 dakika mesafededir.