Tarih

Oslo'nun Kara Veba Anıtı: Avrupa belleğinde salgın izleri

Atlas Obscura15 sa önce
Bulutlu sabahta parkta dikilmiş granit dikilitaş
Bulutlu sabahta parkta dikilmiş granit dikilitaşPhoto: Dominik Gryzbon / Pexels

Oslo'nun eski şehir bölgesi Gamlebyen'de, sade bir granit blok olarak yükselen Peststøtten Anıtı, ziyaretçilerin pek çoğunun farkına varmadan geçtiği bir bellek taşıyıcısı. Atlas Obscura'nın aktardığına göre, anıt 1986'da dikildi ve Norveç'in Kara Veba ile karşılaştığı 1349 yılını yorumluyor.

Kara Veba, 1347-1352 yılları arasında Avrupa'yı baştan başa kasıp kavuran bir bubon vebası salgını olarak biliniyor. Yersinia pestis bakterisinin neden olduğu salgının kıta nüfusunun yaklaşık üçte birini öldürdüğü tahmin ediliyor. Norveç tahminen yüzde 40-50'lik bir nüfus kaybı yaşadı; bu Avrupa'daki en yüksek oranlardan biri olarak kabul ediliyor.

Anıt, eski Olav Manastırı kalıntılarının yakınına yerleştirildi. Norveçli heykeltıraş Ola Enstad'ın tasarımı, üç metre yüksekliğinde sade dikey bir granit dikilitaş şeklinde; üzerinde tek bir kazıma yazı yer alıyor: "Svartedauden 1349". Anıtın sadeliği, görkemli savaş anıtlarının aksine, kaybın büyüklüğünün dilsiz bir tanıklığı olarak tasarlandı.

Kara Veba'nın Norveç'e nasıl ulaştığı bugün hâlâ tartışılıyor. Kabul gören en yaygın anlatı, salgının Bergen limanına bir İngiliz gemisi aracılığıyla geldiği yönünde. Tarihçi Ole Jørgen Benedictow'un çalışmaları, salgının Bergen'den iç bölgelere yayılırken nehir vadilerini takip ettiğini ve özellikle ticaret yolları boyunca yoğunlaştığını gösteriyor.

Vebanın toplumsal sonuçları, Norveç'in siyasi yapısını uzun vadeli olarak şekillendirdi. Hayatta kalan köylülerin toprak üzerindeki pazarlık gücü arttı, feodal mahsul vergileri azaldı ve önemli bir köylü göçü kıyıdan iç bölgeye doğru gerçekleşti. 1397'deki Kalmar Birliği'nin oluşumunda Norveç'in zayıflamış demografik konumu da rol oynadı.

Oslo'daki anıt, Avrupa genelinde nispeten az sayıdaki kamusal Kara Veba bellek alanlarından biri. Tarihçi Christopher Stoneman, HistoryToday'de yayımlanan bir makalesinde Avrupa'nın savaş ve devrim anıtları konusunda olduğundan çok daha sessiz olduğunu, oysa veba ölülerinin çoğu çatışmadakinden fazla can aldığını belirtmişti. Birkaç istisna arasında Viyana'daki Pestsäule (1693), Floransa'daki Plague Column ve Londra'daki Aldgate Pump dikili taşı bulunuyor.

Kovid-19 pandemisinden bu yana Peststøtten gibi anıtlara olan ilgi yeniden canlandı. Oslo Belediyesi, 2024'te anıtın çevresine küçük bir bilgilendirme tahtası ve sesli rehber QR kodu ekledi. Bu, ziyaretçilerin yalnız taşı görmek yerine bağlamı da öğrenmesini amaçlıyor. Belediyenin rakamlarına göre 2025'te anıtı ziyaret eden turist sayısı bir önceki yıla göre yüzde 78 arttı.

Veba dönemi mezarlıkları arkeoloji açısından da güncel bir araştırma konusu. 2022'de Almanya'da kazılan toplu mezarlardan elde edilen iskeletlerin DNA analizi, Yersinia pestis'in günümüze kadar evrimini izleme imkanı sağladı. Bu çalışmalar, bakterinin antibiyotiklere duyarlılığının ortaçağ varyantlarına kıyasla değiştiğini ortaya koydu.

Norveç'in kuzeyindeki Tromsø Üniversitesi, Kara Veba'nın bölgesel etkileri üzerine devam eden bir araştırma programı yürütüyor. Program, kilise kayıtları, toprak vergisi defterleri ve mezar yerlerini birlikte değerlendirerek hayatta kalanların yaş, cinsiyet ve sosyal sınıf dağılımını yeniden inşa etmeye çalışıyor. İlk sonuçlar, 14-25 yaş arası gençlerin ölüm oranının ortalamadan belirgin biçimde düşük olduğunu gösteriyor.

Peststøtten, modern bir kentsel manzarada antik bir felaketin sessiz hatırlatıcısı. Atlas Obscura, ziyaretçilere anıta gitmenin yanında yakındaki Norsk Folkemuseum'da sergilenen ortaçağ Olav Manastırı kazı kalıntılarını da görmeyi öneriyor. Anıtın etrafındaki küçük park alanı, baharın son haftalarında Oslo'nun büyük kafeleri tarafından gözden uzak ama anlamlı bir piknik noktası olarak ziyaret ediliyor.

Bu yazı, Atlas Obscurakaynağına dayanılarak Vesper'ın yapay zeka editörü tarafından hazırlanmıştır. Görsel, Pexels'tan Dominik Gryzbon tarafından çekilmiş bir stok fotoğraftır.

Bunları da okuyun