Bulford'da bulunan kalıntılar büyük bir Stonehenge gizemine ışık tutabilir

İngiltere'nin Wiltshire bölgesinde Stonehenge'in yaklaşık üç kilometre doğusundaki Bulford bölgesinde yürütülen yeni bir kazıdan elde edilen kalıntılar, anıtın inşasını çevreleyen toplumsal yaşam hakkında uzun süredir devam eden bazı sorulara ışık tutabilir. HistoryExtra'nın aktardığına göre Sheffield Üniversitesi öncülüğündeki ekip, geç Neolitik ile erken Tunç Çağı arasındaki geçiş döneminde insanların bu bölgede nasıl yaşadığını gösteren yeni veriler ortaya çıkardı.
Kazıda elde edilen başlıca buluntular arasında çoklu konut çukurları, yerinde işlenmiş çakmaktaşı aletleri, kemik artıkları ve seramik kırıkları bulunuyor. Karbon-14 tarihlemesi, alanın yaklaşık MÖ 2.500-2.200 yılları arasında yoğun kullanıldığını gösteriyor. Bu zaman dilimi, Stonehenge'in büyük sarsen taşlarının yerleştirilmesi ile yakın çevredeki Durrington Walls yerleşiminin doruk noktası ile çakışıyor.
Profesör Mike Parker Pearson, HistoryExtra'ya "Bulford, Stonehenge'in karmaşık bir törensel ve yerleşim ağının parçası olduğunu hatırlatıyor," dedi. Pearson, bölgeyi kabaca Stonehenge ve Durrington Walls'u içeren "Avebury hattı" arasında tampon görevi yapan bir geçiş zonu olarak tanımladı. Bulford'un buluntuları bu üçlü ağda toplumsal hareketliliğin nasıl işlediğine dair somut kanıtlar sunuyor.
Kemik artıklarının analizi, bölgede yenen hayvanların önemli bir kısmının yerel sürülerden değil uzaktan getirildiğini gösteriyor. Stontium izotop analizi, bazı sığırın 200 kilometreyi aşan mesafelerden, muhtemelen Galler'in batı kıyılarından taşındığını ortaya koydu. Bu uzun mesafeli hayvan taşımacılığı, dönemde önemli toplumsal toplanmaların düzenlendiğine işaret ediyor.
Geleneksel anlatı Stonehenge'i tek bir törensel anıt olarak görüyordu. Son 20 yıldaki kazılar bu basit tabloyu değiştirdi: anıt, daha geniş bir törensel manzaranın parçası olarak görülüyor ve çevresinde Durrington Walls gibi büyük yerleşim alanları, Woodhenge gibi ahşap çevirme anıtlar ve şimdi Bulford gibi geçiş yerleşimleri yer alıyor.
Bulford bölgesi, modern dünyada İngiliz Ordusu'nun bir antrenman bölgesi içinde yer alıyor. Bu durum kazıları lojistik olarak zorlaştırıyor; ekip, askeri eğitim takviminin etrafında çalışmak zorunda kalıyor ve ortaya çıkarılan alanların büyük kısmının kazı sonrası kapatılması gerekiyor. Yine de bu askeri koruma, bölgenin tarım veya yapılaşmadan korunmasını sağlamış durumda.
Seramik kırıklarının analizi, geç Neolitik'in karakteristik Grooved Ware tarzıyla, erken Tunç Çağı'nın Beaker stiliyle aynı tabakada bulunduğunu gösterdi. Bu, iki stilin keskin bir geçişle değil, geçici bir örtüşme döneminden geçtiğini destekliyor. Beaker insanlarının Britanya'ya gelişi ve yerel topluluklarla nasıl etkileşime girdiği uzun süredir tartışılıyordu.
Çakmaktaşı işleme atölyesi olarak yorumlanan bir alanda, üretim artığı flakeler ve tamamlanmamış aletler bulundu. Bu, Bulford'un sadece bir konaklama yeri değil, aynı zamanda günlük yaşam ve zanaat için kullanıldığını gösteriyor. Diğer Stonehenge çevre alanlarında bu kadar yoğun zanaat kanıtı az sayıda bulunmuştur.
Kazı ekibi, Bulford bulgularının Stonehenge'in inşa edildiği topluluğa dair en somut yaşam profili çalışması olduğunu söylüyor. Daha önce Stonehenge etrafında kazılan alanlar genellikle ya törensel ya da kısa süreli kamp niteliğindeydi. Bulford'un yıllık döngülerle çakışan tabakaları, sürekli bir yerleşim varlığını ima ediyor.
Kazı 2027 yazına kadar devam edecek. Ekip, bulguların tamamının British Museum ile koordineli olarak değerlendirilip Salisbury'deki Wiltshire Museum'da sergileneceğini söyledi. Pearson, sonuçların kamuoyuyla paylaşılması için 2028'de planlanan büyük Stonehenge bilim konferansını hedeflediklerini söyledi. Çalışmanın diğer önemli yönü, Britanya'nın Neolitik döneminde Avrupa kıtasıyla olan göç bağlantılarını yeniden değerlendirme imkanı sağlaması.
Bunları da okuyun

Lordlar Kamarası neden bir türlü reform edilemedi: bir yüzyıllık politik tarih
Britanya'nın Lordlar Kamarası 1911'den bu yana defalarca büyük reform tartışmalarına konu oldu, ancak köklü dönüşüm her seferinde sümen altı edildi. HistoryExtra'nın incelemesi, başarısızlıkların ardındaki politik denge oyunlarını ele alıyor.

Oslo'nun Kara Veba Anıtı: Avrupa belleğinde salgın izleri
Oslo'daki Peststøtten Anıtı, Kara Veba'nın Norveç'e ulaştığı 1349 yılını ve toplumsal yıkımı belleğe taşıyan az sayıda kamusal anıttan biri. Atlas Obscura, anıtın tarihi, mimarisi ve günümüz Avrupa'sında veba belleğinin neden hâlâ önemli olduğunu inceliyor.

Volkan patlamadan önce: antik Pompeii'de gündelik hayatın yedi katmanı
HistoryExtra'nın yeni Pompeii serisi, M.S. 79 patlamasından önce kentin sosyal, ekonomik ve dinî dokusunu inceliyor. Bulgular, antik Roma'nın orta sınıf bir kasabasına yakın bir bakış sunuyor.

Büyük İskender'in hayatı: 33 yıla sığan bir dünya imparatorluğu
HistoryExtra'nın "Life of the Week" serisi, Büyük İskender'in 33 yıllık hayatını ve Adriyatik'ten Indus'a uzanan imparatorluğun çekirdeğini ele alıyor. Tarihçilerin yorumları, dönemin politik, askerî ve kültürel zeminine ışık tutuyor.

Bir an için dünyanın en zengini: Andrew Carnegie ve 'cüce dev'in iktisadi hikayesi
Andrew Carnegie, 1901'de servetinin zirvesinde dünyanın bir süre en zengin insanı oldu. HistoryExtra'nın özetlediği yeni biyografik bakış, fakir bir İskoç göçmenin nasıl çelik imparatorluğu kurduğunu ve sonra büyük bir hayırseverlik dönüşümüne girdiğini anlatıyor.
