Son Dakika
Piyasalar
USD/TRY45.94 0.11%EUR/TRY53.45 0.00%GBP/TRY61.81 0.03%CHF/TRY58.45 0.18%JPY/TRY0.2879 0.04%Gram Altın6631.04 ₺ 0.11%BTC/TRY3,113,774 4.58%ETH/TRY87,605 4.28%
Tarih

Churchill'in rakibinden Mandelson'a: ABD'deki İngiliz büyükelçilerinin tarihi

HistoryExtra14 sa önce
Washington'da büyükelçilikler bölgesinin geniş açılı dış görüntüsü
Photo: Quang Vuong / Pexels

Birleşik Krallık'ın Washington Büyükelçiliği, diplomatik dünyada özel bir yere sahip. Sonsuz görünen iki yüzyıllık 'özel ilişki' kavramının yürütücülüğünü üstlenen bu makamın siyasi atamalı isimleri tarafından doldurulması, on yıllardır tartışmalı bir konu olarak Whitehall'da gündemde.

HistoryExtra'da yayımlanan derinlemesine yazıda eski Birleşik Krallık ulusal güvenlik danışmanı ve Paris büyükelçisi Lord Peter Ricketts, üç farklı 'siyasi atamalı' büyükelçinin Washington'daki performansını mercek altına alıyor. Ricketts'ın yazısı, Peter Mandelson'ın 2024'te göreve gelişinin İngiliz hükümeti için 'utanç verici bir hata' olarak değerlendirilmesi üzerine kaleme alındı.

Ricketts'ın incelediği ilk isim, Winston Churchill'in 1940 İngiliz başbakanlık koltuğundaki büyük rakibi, dönemin Dışişleri Bakanı Edward Wood'du. Wood, 1941 Aralık ayında Halifax Lordu unvanıyla Washington büyükelçisi olarak gönderildi. Ricketts, bu atamayı 'Churchill'in rakibini Londra'dan uzaklaştırmasının dış politika sonuçları olan en akıllı hamlelerinden biri' olarak nitelendiriyor.

Halifax, başlangıçta Amerikalı ev sahipleri ile mesafeli bir ilişki kurdu; özellikle yüksek aristokrat üslubu, Amerikan kamuoyunda 'soğuk' olarak değerlendirildi. Ancak Ricketts, ilk yıldan sonra büyükelçinin 'inanılmaz bir yetenek' ile Washington dilini öğrendiğini ve Pearl Harbor sonrası Anglo-Amerikan savaş işbirliğinin temel mimari isimlerinden biri olduğunu yazıyor.

İkinci isim, 1969-1971 yılları arasında Washington'da büyükelçilik yapan eski Tory bakan John Freeman. Freeman, atandığı sırada gazeteci ve televizyon yayıncısı olarak biliniyordu. Ricketts'ın aktardığına göre Freeman'ın Nixon yönetimi ile 'açık ve anlaşılır iletişim' kurma yeteneği, görev süresinin başarılı olarak değerlendirilmesini sağladı.

David Trend, 1974'te George Brown'un istifasının ardından Washington'a gönderilen kariyer diplomatıydı. Ricketts'ın notları, bu atamayı 'siyasi atamalardan profesyonel diplomat geleneğine geri dönüşün simgesi' olarak gösteriyor. Trend'in büyükelçiliği, Suez krizinden sonra geçen on yıllarda diplomasinin teknik karmaşıklığının arttığı bir döneme denk geldi.

Ricketts, üçüncü figür olarak Peter Mandelson'ın 2024 atanmasının analiz ederken, 'siyasi atamalarda başarının üç temel ön koşulu' olduğunu öne sürüyor. Bunlar: Washington'da güvenilir kişisel network, ABD iç politikası bilgisi ve Londra'daki Başbakan ile doğrudan iletişim hattı.

Yazıda, Mandelson'ın bu üç kritere göre değerlendirildiğinde 'ilk iki kalemde sağlam, üçüncü kalemde belirsiz' olarak konumlandırıldığı görülüyor. Ricketts, Başbakan Sir Keir Starmer ile Mandelson arasındaki 'gerilim öyküsünün' kamuoyuna yansımasının atamanın anlık etkinliğini zayıflattığını söylüyor.

Kraliyet Tarih Topluluğu'ndan Profesör Andrew Roberts, HistoryExtra'ya verdiği değerlendirmede 'siyasi atamalı büyükelçilerin başarısı ve başarısızlığı, atayan başbakanın iç politik gücü ile doğrudan ilişkili' dedi. Roberts'a göre Halifax'ın başarısı, Churchill'in Kabine üzerindeki tartışılmaz kontrolü ile bağlantılı.

Ricketts yazısının kapanışında bir tavsiye sundu: 'Yeni başlayanlar için, Washington diplomasi okulu hâlâ yeryüzünün en sert ortamlarından biri. Siyasi atamalı isim olun ya da profesyonel diplomat, önemli olan dinleme ve uyum sağlama kapasitesi.' Bu yazı tarihsel bir analiz olarak sunulmuş olup günümüz politikası için tavsiye niteliğinde değildir.

Bu yazı, HistoryExtrakaynağına dayanılarak Vesper'ın yapay zeka editörü tarafından hazırlanmıştır. Görsel, Pexels'tan Quang Vuong tarafından çekilmiş bir stok fotoğraftır.