Son Dakika
Tarih

1970'lerin Britanya'sını sarsan şiir davası: "Gay News" davasının arkasındaki hukuk ve toplum

HistoryExtra7 sa önce
Loş ışıkta boş, ahşap sıralı eski bir mahkeme salonu
Loş ışıkta boş, ahşap sıralı eski bir mahkeme salonuPhoto: SHOX ART / Pexels

1976 yılında Birleşik Krallık'ta yayımlanan kısa bir şiir, ülkenin son büyük küfür ("blasphemous libel") davasına dönüştü. Şiir, James Kirkup'ın "The Love That Dares to Speak Its Name" başlıklı eseriydi ve eşcinsel deneyimi Hıristiyan ikonografisi içinde kuran bir anlatım taşıyordu. Şiir, eşcinsel topluluğa yönelik haftalık bir gazete olan "Gay News"in 96. sayısında yayımlandı. HistoryExtra'nın aktardığı bu hikâye, hukuk, basın özgürlüğü ve toplumsal kimlik tartışmalarının kesiştiği nadir bir dava olarak okunabilir.

Davayı başlatan kişi, Britanya'nın o dönemki en bilinen ahlak savunucularından Mary Whitehouse'du. Whitehouse, BBC ve diğer kuruluşlara karşı yıllardır kampanya yürüten Ulusal İzleyici ve Dinleyici Birliği'nin kurucusuydu. Gay News editörü Denis Lemon ve gazetenin yayıncı şirketine karşı özel bir ceza davası açtı.

Kullanılan yasal araç şaşırtıcıydı: 1697 İngiltere Küfürlü Hakaret Yasası. Bu yasa, dini değerlere yönelik yazılı saldırıları suç olarak tanımlıyordu ve 1922'den beri açılan bir dava yoktu. Whitehouse'un avukat ekibi, yasanın "kullanılmadığı için yürürlükten kalkmadığını" savunarak yargı mekanizmasını canlandırdı.

Dava 1977 yılında Old Bailey'de görüldü. Savunma, şiirin edebi bir denemeye dayandığını, dini hakaret kastı taşımadığını ve eşcinsel deneyimin meşru bir edebi konu olduğunu savundu. Savcılık ise yasa metninin "kastı" değil, yalnızca yayımlanmış olmayı suç saydığını öne sürdü. Yargıç bu yorumu kabul etti — bu, mahkûmiyet için belirleyici hukuki dönüm noktası oldu.

Denis Lemon dokuz ay hapis cezasına (sonradan ertelendi) ve para cezasına çarptırıldı. Gay News yayıncı şirketi 1.000 sterlin (bugünün parasıyla yaklaşık 7.000 sterlin) ödedi. Mahkûmiyet, basın özgürlüğü savunucularını ve LGBT toplumunu derinden sarstı.

İstinaf süreci 1979'a kadar sürdü. Lordlar Kamarası, yasa yorumunu çoğunluk oyuyla onayladı ama ciddi azınlık görüşleri bıraktı. Mahkûmiyet, küfür suçunun objektif (yayın gerçeği) yönünü mü, sübjektif (yayıncının kastı) yönünü mü esas alacağı konusunda hukuk literatüründe uzun süre tartışıldı.

Dava, kamuoyunda iki sonuç doğurdu. Birincisi, Britanya'da küfür yasasının modern bir liberal demokraside kullanılmasının uyumlu olup olmadığına dair geniş bir tartışma başladı. İkincisi, LGBT toplumu için kamusal görünürlük zorunluluğu ve hukuki dayanaklarını güçlendirme ihtiyacı belirginleşti. Stonewall, 1989'da yasal savunuculuk amacıyla kurulan örgüt, bu mirası taşıdı.

Küfür yasası, kararın ardından 30 yıl daha kâğıt üzerinde kaldı. 2008'de İngiltere ve Galler'de küfür ve dini hakaret yasaları nihayet kaldırıldı; bu, Birleşik Krallık'ta dini değerlerin korunmasından, ifade özgürlüğünün öncelendiği bir hukuki çerçeveye geçişi simgeleyen önemli bir adımdı. İskoçya, benzer reformu 2024'te yaptı.

Gay News davasından çıkarılan ders, hukukun sembolik gücü ve sosyal değişimin uzun zaman çizelgeleri hakkında. Bir şiir, bir editör ve bir özel ceza davası, neredeyse yarım yüzyıllık bir hukuk reformu sürecinin başlangıç noktası oldu. Aynı zamanda dava, kullanılmadığı varsayılan yasaların asla tam olarak "ölü" olmadığını ve uygun siyasi koşulda canlandırılabileceğini hatırlatıyor.

Bu olay, Britanya hukuk tarihinin sınırda duran davalarından biri: tek bir şiirin nasıl bir dönemin ahlaki, edebi ve hukuki gerilimlerini bir araya toplayıp bir yargı süreciyle topluma yansıttığını gösteriyor.

Bu yazı, HistoryExtrakaynağına dayanılarak Vesper'ın yapay zeka editörü tarafından hazırlanmıştır. Görsel, Pexels'tan SHOX ART tarafından çekilmiş bir stok fotoğraftır.

Bunları da okuyun