Tarih

Son 100 yılın en dramatik beş İngiliz başbakanı düşüşü

HistoryExtra2 sa önce
Bulutlu havada Downing Caddesi ve İngiltere Başbakanlık kapısı
Bulutlu havada Downing Caddesi ve İngiltere Başbakanlık kapısıPhoto: Amandeep Singh / Pexels

Birleşik Krallık siyaseti, son yüzyılda göreve gelen 22 başbakanın yarısının seçim yenilgisinden değil, kendi partisi içindeki bir baskıdan dolayı görevden ayrıldığını gördü. HistoryExtra'nın derlediği rehber, son 100 yılın en dramatik beş düşüşünü incelemekle birlikte, her birinin İngiliz parti siyasetinin değişen dengelerini nasıl yansıttığını gösteriyor.

Listedeki ilk örnek 1940'ta Neville Chamberlain'in istifası. Chamberlain, Münih anlaşması (1938) ile «zamanımızda barış» vaadiyle anılıyordu; ancak Nazi Almanyası'nın Norveç işgali, Avam Kamarası'nda «Norveç Tartışması» olarak bilinen iki günlük bir oturuma yol açtı. Mayıs 1940'ta Chamberlain'in çoğunluğu 81'e düşünce istifa etti; yerine Winston Churchill geldi. Tarihçi Andrew Roberts'a göre bu, modern Britanya tarihindeki en önemli liderlik geçişiydi.

İkinci sıradaki Anthony Eden, 1956'da Süveyş Krizi'nden sonra istifa etti. Mısır'ın Süveyş Kanalı'nı millîleştirmesine karşı Britanya'nın Fransa ve İsrail'le birlikte yürüttüğü askeri müdahale, ABD'nin baskısı altında geri çekilmek zorunda kaldı. Eden'in sağlığı bozuldu, Ocak 1957'de istifa etti. Bu olay, İngiltere'nin küresel rolünün kalıcı olarak küçüldüğü tarihsel an olarak görülüyor.

Margaret Thatcher'in 1990 Kasım'ındaki istifası, beşli içinde en yakın zamanlı «iç darbe» örneği. Toplum vergisi (poll tax) protestoları ve Avrupa Topluluğu meselesindeki bölünme, Muhafazakâr Parti'de Michael Heseltine'in liderlik mücadelesini tetikledi. İlk turda yeterli oy alamayan Thatcher, kabinesinin baskısı altında istifa etti. Eski milletvekili Gyles Brandreth o günleri «kraliçeyi tahttan indirme» olarak hatırlıyor.

Dördüncü örnek Tony Blair'in 2007 Haziran'ındaki ayrılışı. Blair, 2005'te üst üste üçüncü seçim zaferini kazandı, ama Irak Savaşı kararı ve halefi Gordon Brown'la artan gerilim, parti içi pozisyonunu zayıflattı. Sonunda Blair, geleneksel istifa yerine «düzenli geçiş» olarak tanımladığı bir biçimde, Brown'a yer açtı; bu, Britanya'da nadir bir model olarak kalıyor.

Beşinci ve son örnek, Theresa May'in 2019 Mayıs'ındaki istifası. Brexit anlaşmasını Avam Kamarası'nda üç kez geçirmeyi başaramayan May, gözyaşları içinde Downing Street basamaklarında ayrılışını duyurdu. Halefi Boris Johnson, partinin Brexit kanadından gelen baskıyla aday gösterildi.

Bu beş istifa, ortak desenler taşıyor. Hepsi bir kriz —savaş, ekonomik politika, anayasal mesele— etrafında patlak veren bir güven kaybından kaynaklandı. Hepsi parti içi mekanizmalarla işledi: Britanya başbakanları seçimle değil, parti güveniyle ayakta kalıyor.

Görünüşte küçük farklar var. Chamberlain ve Eden ulusal güvenlik krizleri sonucu düştü; Thatcher ve May parti içi politika krizleriyle. Blair ise iktidar süresinin doğal sınırına ulaştı. Ama hepsinde ortak olan, ayrılışın bir hafta içinde kararlaştırılması.

İlginç bir karşılaştırma: ABD'de bir başkan seçim dışında ancak suçlamayla (impeachment) görevden alınabilir; bu, son yüzyılda hiç gerçekleşmedi. Britanya'da ise başbakanlık koltuğunun bir hafta içinde el değiştirebilmesi, parlamenter sistemin temel bir özelliği. Bu rapidite hem güçlü yan (kötü liderden hızlı kurtulma) hem de zayıf yan (politika sürekliliğinin parçalanması) olarak görülebilir.

The Times'ın siyaset editörü Steven Swinford, «Britanya başbakanı için en tehlikeli oda Avam Kamarası değil, Muhafazakâr veya İşçi Partisi'nin parti içi toplantı odasıdır» dedi. HistoryExtra'nın listesi, bu sözü tarihsel olarak doğruluyor: beş düşüşten dördü, seçmenler değil parti milletvekilleri tarafından gerçekleştirildi.

Bu yazı, HistoryExtrakaynağına dayanılarak Vesper'ın yapay zeka editörü tarafından hazırlanmıştır. Görsel, Pexels'tan Amandeep Singh tarafından çekilmiş bir stok fotoğraftır.

Bunları da okuyun