Jane Austen'in son yılları: Edebiyat dehasının az bilinen dönemi

Jane Austen'in adı genellikle "Gurur ve Önyargı", "Akıl ve Tutku" ve "Emma" ile birlikte anılır. HistoryExtra'nın Austen serisinin son bölümünde ele alınan dönem ise daha az bilinen yıllar: yazarın 1814 ile 1817 yılları arasındaki son üç yılı. Bu kısa zaman dilimi, edebiyat tarihinin bazı en olgun romanlarının ortaya çıktığı dönem oldu.
1814'te Jane Austen, üç tamamlanmış romanın yazarı olarak Chawton'da, ağabeyi Edward'ın taşrasal Hampshire'da kendisine sunduğu küçük evde yaşıyordu. Kız kardeşi Cassandra ve annesi ile birlikte oturuyor, sabahları yazıyor, akşamları bahçeyle ve mektup yazmakla geçiriyordu. Yıllık geliri kitap satışlarından gelen modest bir miktardı — yaklaşık 140 pound sterlin, bu o dönemde rahat ama lüksten uzak bir yaşam sağlıyordu.
"Emma" romanı 1815'te yayımlandı. Bu roman, Austen'in geniş anlamda en olgun romanı olarak kabul ediliyor — başkahraman Emma Woodhouse'un karakter gelişimi, sosyal yorumun ironi yüklü incelikleri ve plot yapısının sıkı kurulumu Austen'in olgun yazarlık seviyesini gösterir. Roman, dönemin Prince Regent — gelecekteki George IV — tarafından özel olarak istendiği için ona adanmıştı; Austen bu adamayı kabul etmek zorunda kalmıştı çünkü iletilen istek diplomatik olarak reddedilemezdi.
Aynı yıl Austen yeni bir roman üzerinde çalışmaya başladı: "Persuasion" — Türkçeye "İkna" olarak çevrilen kitap. Bu roman, Austen'in diğer eserlerinden farklı olarak hüzünlü ve daha içsel bir tonla yazıldı. Anne Elliot'un sekiz yıl önce reddettiği aşkı Frederick Wentworth ile karşılaşması, ikinci şanslar ve pişmanlık temalarını işliyor. Eleştirmenler, romanın daha kısa ve yoğun olmasını yazarın bedensel rahatsızlığının etkisiyle açıklar.
1816 sonbaharında Jane Austen'in sağlığı belirgin biçimde bozulmaya başladı. Kız kardeşi Cassandra'ya yazdığı mektuplarda yorgunluk, ateş ve sırt ağrısından söz ediyordu. Modern tıbbın retrospektif tanı yaklaşımlarına göre, semptomlar Addison hastalığı veya Hodgkin lenfoması olabilir; kesin tanı 19. yüzyıl başında mümkün değildi. Austen, bu süreçte günlük rutinini yavaşlatmış ama yazmayı bırakmamıştı.
Dördüncü tamamlanmış roman "Persuasion" Mart 1817'de bitmek üzereydi; o sırada Austen yeni bir kitaba başladı: "Sanditon". Bu eser, deniz kenarı resort kasabasının ortaya çıkışını konu alıyor — Brighton tipi yeni İngiliz banyo kültürünün satirik bir incelemesi. Austen 12 bölümü tamamladı; ardından yazmayı durdurmak zorunda kaldı.
Mayıs 1817'de Cassandra, Jane'i Winchester'a, Catherine Cathedral yakınındaki bir eve taşıdı çünkü bölgenin doktoru Mr. Lyford'un yakın olması gerekiyordu. Jane Austen 18 Temmuz 1817'de, 41 yaşında bu Winchester evinde öldü. Son yazıları bitmemiş "Sanditon" ve kız kardeşine ithaf ettiği mektup-mizahi şiir parçaları.
Ölümünden sonra Austen'in edebi mirasının yönetimi ailesi tarafından üstlenildi. "Persuasion" ve "Northanger Abbey" (daha önce yazılan ama Austen'in elinden bırakmadığı roman) 1817 sonunda birlikte yayımlandı. Yazarın adı ilk kez bu yayında kamuya açıklandı — Austen yaşamı boyunca anonim "By a Lady" imzasıyla yayımlanmıştı.
Bitmemiş "Sanditon" ise 1925'e kadar yayımlanmadı; bu süreçte el yazması Cassandra ve sonra Austen ailesi tarafından korundu. 20. yüzyılın ikinci yarısında yapılan akademik çalışmalar, "Sanditon"un sosyal yorum açısından Austen'in en sert olabilecek romanı olduğunu öne sürdü. Eserin tamamlanmamış halinin BBC tarafından TV uyarlamasına dönüştürülmesi 2019'da gerçekleşti.
Vesper okurları için sonuç çıkarımı: Austen'in son üç yılı, ölüme yaklaşılırken yaratımın sınırlanmasının nasıl mümkün olduğunu gösteren olağanüstü bir örnek. Yazar, hastalığa rağmen "Persuasion" gibi olgun bir roman tamamladı ve "Sanditon" gibi farklı bir eserin başlangıcını oluşturdu. Onun dönemi Regency İngiltere'sinin sınıf yapılarını, evliliklerini ve sosyal dönüşümünü anlatan kalıcı bir kayıt olarak edebiyat tarihindeki yerini korudu.
Bunları da okuyun

Skúli Magnússon: Reykjavík'in kurucusunu hatırlatan heykel ve hikayesi
Reykjavík'in modern kentleşme öncesi tarihinde Skúli Magnússon, 18. yüzyıl ortasında ekonomik reform fikirleriyle öne çıkmış bir İzlandalı yönetici ve düşünürdür. Atlas Obscura, başkent merkezindeki heykelinin tarihçesini ve onun reform mirasını özetliyor.

Yanya'nın Ali Paşa Müzesi: Yunan İhtilali'nin ada üzerindeki anısı
Yanya gölündeki küçük bir adada bulunan Ali Paşa Müzesi, 19. yüzyıl başında Osmanlı topraklarının paylaşıldığı bir geçiş döneminin az bilinen bir anısını koruyor. Atlas Obscura, müzenin tarihçesini, mimari yapısını ve Yunan İhtilali ile bağlantılarını aktardı.

Winston Churchill'in en zor kararı: tarihçilerin hâlâ tartıştığı seçim
Winston Churchill'in başbakanlık döneminde verdiği kararların hangisi en ağır olduğu sorusu, tarih yazımında hâlâ yerleşik bir cevap bulamıyor. HistoryExtra'nın yayımladığı podcast tartışmasında, üç ayrı tarihçi farklı bir karara işaret ediyor; arada Mers-el-Kébir, kömür madenciliği ve Hindistan kıtlığı kararları öne çıkıyor.

Loch Doon Kalesi: 20. yüzyılda taş taş taşınmış bir İskoç ortaçağ kalesi
İskoçya'nın güneybatısında Loch Doon Kalesi, 13. yüzyıldan kalma bir kale olarak değil, 1930'larda taşkın havuzu nedeniyle yerinden alınıp yeniden inşa edilen bir koruma projesi olarak tanınıyor. Atlas Obscura'nın aktardığı tarihçe, gerçek bir mekanı belgeselik yapan koruma vakası.

Atina ile Sparta: Antik Yunan'ın en büyük rekabetinde kim üstün geldi?
Antik Yunan'ın iki büyük şehir devleti Atina ve Sparta, demokrasiyle militer disiplini iki ucu sıkı çekilmiş tarihsel bir ipte temsil etti. HistoryExtra'da yer alan bir analiz, iki yüzyıl süren bu rekabette gerçekten kimin galip geldiğini farklı ölçütlerle tartıyor.
