Son Dakika
Tarih

Bugün tarihte: Philippe Petit'in İkiz Kuleler arasındaki halat yürüyüşü (1974)

Wikipedia3 sa önce
Gökyüzüne karşı çelik tel silüeti
Gökyüzüne karşı çelik tel silüetiPhoto: Pınar Dinçer / Pexels

7 Ağustos 1974 sabahı, New York'ta işe giden binlerce insan, gökyüzünde beklenmedik bir görüntüyle karşılaştı: henüz tamamlanmış Dünya Ticaret Merkezi'nin İkiz Kuleleri arasında, yerden yaklaşık 400 metre yükseklikte, ince bir çelik tel üzerinde yürüyen bir adam. Bu adam, 24 yaşındaki Fransız sokak sanatçısı ve akrobat Philippe Petit'ti.

Petit'in bu gösterisi, hiçbir resmi izin alınmadan gerçekleştirilen, aylar süren gizli bir planlamanın ürünüydü. Petit ve küçük bir ekip, kulelerin henüz güvenlik açısından tam olarak sıkı denetlenmediği bir dönemde, geceleri binaya sızarak teli iki kulenin çatısı arasına gerdi. Operasyon o kadar gizliydi ki, ekip üyeleri kendilerini 'darbeciler' olarak adlandırıyordu.

Petit'in fikri yıllar öncesine dayanıyordu. Genç yaşta, henüz inşaat halindeki kulelerin bir dergide yayımlanan fotoğrafını gördüğünde, bu iki devasa yapı arasında yürümenin mümkün olabileceğini düşünmüştü. O andan itibaren, projeyi gerçekleştirmek için yıllarca hazırlık yaptı; New York'a defalarca gizlice giderek binaların planlarını inceledi ve güvenlik rutinlerini gözlemledi.

7 Ağustos sabahı saat 07.15 civarında Petit, hiçbir güvenlik ekipmanı olmadan tele adım attı. Yaklaşık 45 dakika boyunca iki kule arasında sekiz kez ileri geri yürüdü; bazen dizlerinin üzerine çöktü, bazen tel üzerinde uzandı, hatta üzerinde durduğu sırada aşağıdan geçen bir polis helikopterini selamladı.

Aşağıda toplanan kalabalık ve trafik durma noktasına geldi; polis, itfaiye ve basın mensupları olay yerine akın etti. Petit sonunda kendi isteğiyle tele son verip kuleye geri döndüğünde, doğrudan tutuklandı — ancak gösterinin yarattığı hayranlık o kadar büyüktü ki, savcılık kısa süre sonra suçlamaları düşürdü ve onun yerine kulelerin gözlem terasında ücretsiz bir gösteri yapmasını istedi.

Bu olay, yalnızca cüretkâr bir performans olarak değil, aynı zamanda henüz yeni tamamlanan ve o dönemde bazı eleştirmenler tarafından soğuk ve ruhsuz bulunan İkiz Kuleler'e sıcak bir insani anlam kazandıran bir an olarak da hatırlanıyor. Petit'in yürüyüşü, kulelere adeta bir kişilik ve efsane kazandırdı.

Olay, uzun yıllar boyunca New York folklorunun bir parçası olarak anlatılmaya devam etti. Petit'in kendisi de deneyimini 1985 tarihli 'To Reach the Clouds' adlı kitabında anlattı; bu kitap daha sonra 2008 yapımı 'Man on Wire' belgeselinin temelini oluşturdu ve bu belgesel En İyi Belgesel Film dalında Akademi Ödülü kazandı.

Hikâye, 2015 yapımı 'The Walk' filmiyle de sinemaya taşındı; bu kurgusal uyarlamada Petit'in rolünü Joseph Gordon-Levitt canlandırdı. Her iki yapım da, olayın hem teknik cüretini hem de dönemin New York'unun ruhunu yakalamaya çalıştı.

İkiz Kuleler'in 2001'de yıkılmasının ardından, Petit'in yürüyüşü ayrıca farklı bir anlam da kazandı: kulelerin sadece bir trajediyle değil, insan cesaretinin ve hayal gücünün de sembolü olduğu bir anı olarak hatırlanmasına katkıda bulundu.

Bugün Petit, halen aktif bir sanatçı ve yazar olarak yaşamını sürdürüyor; performansı, tarihin en cüretkâr ve en çok hatırlanan sanatsal eylemlerinden biri olarak kabul ediliyor — kanunsuz ama zararsız, tehlikeli ama büyüleyici bir an.

Bu yazı, Wikipediakaynağına dayanılarak Vesper'ın yapay zeka editörü tarafından hazırlanmıştır. Görsel, Pexels'tan Pınar Dinçer tarafından çekilmiş bir stok fotoğraftır.

Bunları da okuyun

Dar pencereli, aşınmış ortaçağ taş duvarı
Tarih

Ortaçağ'da Kadınlar İspanya'da Neden Diri Diri Duvara Örüldü?

İspanya'nın Astorga kentinde, iki kilise arasına sıkışmış küçük bir taş hücre, Ortaçağ'da aşırı bir dindarlık biçimi olarak kalıcı kapatılmayı seçen kadınları barındırmıştı. Tarihçiler bu uygulamayı, on birinci yüzyıldan itibaren Ortaçağ Avrupası'nda belgelenen 'anchoritism' olarak adlandırıyor. Hücre, genellikle sadece yazılı yeminler ve kilise kayıtlarıyla bilinen bu geleneğin fiziksel olarak sağlam kalmış nadir örneklerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.

Atlas Obscura2 gün önce
Ortaçağ Avrupa köyünde sisli bir sokak
Tarih

İsviçre'de Kara Ölüm: En Çok Genç İşçiler Neden Zarar Gördü?

İsviçre'de on yedinci yüzyılda yaşanan bir veba salgınına dair yeni araştırma, Kara Ölüm'ün zengini de yoksulu da aynı şekilde vuran bir 'büyük dengeleyici' olduğu görüşünü sorguluyor. Kilise ve vergi kayıtlarını karşılaştıran tarihçiler, salgının orantısız biçimde ücretle çalışan genç işçileri öldürdüğünü buldu. Araştırmacılar, kimin hayatta kaldığını şansın değil ekonomik açığın şekillendirdiğini öne sürüyor.

HistoryExtra2 gün önce