Demir akciğer nedir? Polio hastalarını on yıllarca hayatta tutan makine

Martha Lillard, beş yaşındayken 1950'lerin başında polio virüsüne yakalandı. O yıllarda ABD çapında yaz aylarında düzenli olarak patlak veren polio salgınları, binlerce çocuğu felç bırakıyor, bir kısmını ise solunum kaslarını tamamen işlevsiz hale getirerek ölümle burun buruna bırakıyordu. Lillard, virüsün solunum kaslarını felç ettiği en ağır vakalardan birini yaşadı ve hayatta kalabilmesi için bir "demir akciğere" bağlanması gerekti.
Demir akciğer, aslında oldukça basit bir mekanik prensiple çalışan devasa bir silindirdi. Hasta, boyun hariç tüm vücudu metal tüpün içinde kalacak şekilde yerleştiriliyor, tüpün içindeki basınç düzenli aralıklarla değiştiriliyordu. Basınç düşürüldüğünde göğüs kafesi genişliyor ve hava akciğerlere doluyor; basınç yükseltildiğinde ise göğüs sıkışıyor ve hava dışarı itiliyordu. Bu döngü, felç nedeniyle kendi başına nefes alamayan bir hastanın yaşamını sürdürmesini sağlıyordu.
1940'lar ve 1950'lerde binlerce Amerikalı çocuk ve yetişkin, polio salgınları sırasında bu makinelere bağımlı hale geldi. Hastane koğuşları sıra sıra dizilmiş demir akciğerlerle doluyor, bu görüntü dönemin en ürkütücü halk sağlığı simgelerinden biri haline geliyordu. Bazı hastalar birkaç hafta içinde solunum kaslarını yeniden kazanıp makineden ayrılabilirken, Lillard gibi bazıları ömür boyu bu cihaza bağımlı kaldı.
Lillard, yetişkinlik yıllarının büyük bölümünü demir akciğerin içinde ya da yanında geçirdi. Zaman içinde makinenin dışında geçirebildiği süreleri artırmayı başardı ve özel olarak uyarlanmış teknikler geliştirerek belirli aktiviteleri sürdürebildi. Yine de gecelerini ve dinlenme sürelerinin büyük kısmını, on yıllar önce üretilmiş bu mekanik cihazın içinde geçirmeye devam etti.
1955 yılında Jonas Salk'ın geliştirdiği polio aşısının yaygınlaşmasıyla birlikte, hastalığın ABD'deki görülme sıklığı çarpıcı biçimde düştü. Bir zamanlar yılda on binlerce yeni vakaya yol açan virüs, birkaç on yıl içinde ülkede neredeyse tamamen ortadan kalktı. Bu başarı, demir akciğerleri de kademeli olarak tarihe gömdü; günümüzde bu cihazlar çoğunlukla müzelerde sergileniyor.
Ancak Lillard gibi az sayıda "polio kuşağı" hayatta kaldıkça, demir akciğer tamamen tarihe karışmadı. Bu kişiler için makine, geçmişte kalmış bir teknoloji değil, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçasıydı. Yedek parça bulmak giderek zorlaştı, teknisyenler azaldı ve bazı hastalar cihazlarının bakımını sürdürebilmek için kendi başlarına çözümler geliştirmek zorunda kaldı.
Sağlık tarihçileri, Lillard'ın hikâyesinin yalnızca kişisel bir mücadele değil, aynı zamanda aşı öncesi dönemde bulaşıcı hastalıkların toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisinin somut bir hatırlatıcısı olduğunu vurguluyor. Polio salgınları, ebeveynlerin çocuklarını yaz aylarında havuzlardan ve kalabalık yerlerden uzak tutmaya çalıştığı, okulların kapandığı bir dönemin sembolüydü.
Uzmanlar, Lillard'ın vefatının aynı zamanda modern aşı karşıtlığı tartışmalarına da bir bağlam sunduğunu belirtiyor. Polionun bir zamanlar dünya çapında yüz binlerce çocuğu felç bıraktığını ve aşının bu hastalığı büyük ölçüde ortadan kaldırdığını hatırlatmanın, günümüzde aşı tereddüdüyle mücadele eden sağlık yetkilileri için önemli bir referans noktası olduğu ifade ediliyor.
Lillard'ın yakınları, onun kararlılığını ve mizah anlayışını her zaman koruduğunu, demir akciğerin içindeki yaşamını bir kısıtlama değil, sürdürmeyi öğrendiği bir gerçeklik olarak gördüğünü aktarıyor. Yıllar içinde basın ve belgesel yapımcılarıyla konuşarak, hem kendi deneyimini hem de artık büyük ölçüde unutulmuş bir teknolojinin hikâyesini kayıt altına almaya katkıda bulundu.
Martha Lillard'ın ölümüyle birlikte, ABD'de demir akciğere bağımlı yaşayan bilinen son polio hastası da aramızdan ayrılmış oldu. Ancak onun hikâyesi, aşıların toplum sağlığını nasıl kökten değiştirebileceğinin ve bir zamanlar hayat kurtaran bir teknolojinin zamanla nasıl bir azınlığın günlük gerçekliği haline geldiğinin çarpıcı bir hatırlatıcısı olmaya devam ediyor.
Bunları da okuyun

İnsan vücudundaki 7 tasarım hatası: evrim neden mükemmel değildir
Omurgamızdan diz kapaklarımıza, körelmiş organlarımızdan görme sinirimize kadar insan vücudu, mühendislik açısından mükemmel olmaktan uzak bir dizi tuhaflıkla dolu. Bilim insanları, bu "tasarım hatalarının" aslında kusurlu bir mimar değil, eski yapılar üzerine inşa eden bir evrim sürecinin izleri olduğunu açıklıyor.

NHS'te anestezist kıtlığı yılda 1,5 milyon ameliyatı engelliyor
Yeni bir raporun ortaya koyduğuna göre, İngiltere'nin ulusal sağlık sistemi NHS, ciddi bir anestezist kıtlığı nedeniyle yılda yaklaşık 1,5 milyon ameliyatı gerçekleştiremiyor. Günde yaklaşık 4 bin işlemi etkileyen bu açık, çoğu acil cerrahi ihtiyacı olan hastaları bekleme listelerinde bırakıyor.

Erkek çocuklarda ruh sağlığı krizi: 170 yıllık bir New York kulübünün sırrı
Erkek çocukların ruh sağlığı krizine dikkatler yoğunlaşırken, New York'taki Boys' Club, kuşaklar boyunca aidiyet ve bağlanma üzerine kurulu bir yaklaşımla binlerce genç erkek için bir sığınak olmayı sürdürüyor. Uzmanlar, kulübün mentorluk modelinin bugünün yalnızlık salgınına ders verebileceğini söylüyor.

Havana Sendromu nedir? ABD'nin casuslarına 3 milyon dolar ödediği gizemli hastalık
ABD hükümeti, on yıldır diplomatları ve istihbarat görevlilerini etkileyen esrarengiz "Havana Sendromu" mağdurlarına 3 milyon dolar tazminat ödedi. Peki bu tuhaf semptomlar kümesi tam olarak nedir ve nedeni hâlâ neden çözülemedi?

İngiltere'de yaz sıcak dalgalarında binlerce kişi hayatını kaybetmiş olabilir
İngiltere'nin Mayıs ve Haziran aylarında yaşadığı olağanüstü sıcak hava dalgaları, erken tahminlere göre 2 bin 700'den fazla kişinin ölümüyle ilişkilendiriliyor. Yetkililer, bu rakamın ülkenin sıcaklığa hazırlıksız altyapısını ortaya koyduğunu söylüyor.